Türk Borçlar Kanununa göre:

Bağışlama sözleşmesi, bağışlayanın sağlar arası sonuç doğurmKüzere, malvarlığından bağışlanana karşılıksız olarak bir kazandırma yapmayı üstlendiği sözleşmedir.

Fiil ehliyetine sahip olan herkes, eşler arasındaki mal rejiminden veya miras hukukundan doğan sınırlamalar saklı kalmak üzere, bağışlama yapabilir.

Fiil ehliyeti bulunmayan kişi ayırt etme gücüne sahipse, bağışlamayı kabul edebilir.

Ancak, bağışlananın yasal temsilcisi bu kişinin bağışlamayı kabulünü yasaklar veya bağışlanılan şeyin geri verilmesini emrederse, bağışlama ortadan kalkar.

Bağışlama sözü vermenin geçerliliği, bu sözleşmenin yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır. Bir taşınmazın veya taşınmaz üzerindeki ayni bir hakkın bağışlanması sözü vermenin geçerliliği, ancak resmî şekilde yapılmış olmasına bağlıdır.

Ülkemizde sıkça rastlanan bir durumdur ki; insanlar manevi duygularını tatmin etmek amacıyla; kendilerinin ya da bir yakınlarının ismini vermek niyetiyle, devlet kurumlarına (camii, okul, sağlık ocağı, öğrenci yurdu vb) yapılması şartı ile taşınmazlarını bağışlamaktadırlar. Türk Borçlar Kanununa göre bu tür bağışlamalar yüklemeli bağışlama olarak tanımlanmaktadır.

Ancak ne yazık ki bazı durumlarda, vatandaşların bağışlamış olduğu bu taşınmazlar üzerine devlet kurumlarınca taahhüt edilen binalar yapılmamakta, bağışlanan arsalar boş ve atıl bir şekilde senelerce beklemektedir.

 

Hukuken bağışlanan bu taşınmazların geri alınması mümkündür:

Türk Borçlar Kanunu Madde 296:

Bağışlama sözü veren, aşağıdaki durumlarda sözünü geri alabilir ve onu ifadan kaçınabilir:

Elden bağışlanılan bir malın geri verilmesini isteyebileceği sebeplerden biri varsa.

Mali durumu, sonradan sözün yerine getirilmesini kendisi için olağanüstü ağır kılacak ölçüde değişmişse.

Bağışlama sözü verdikten sonra, kendisi için yeni aile yükümlülükleri doğmuş veya bu yükümlülükleri önemli ölçüde ağırlaşmışsa. Bağışlama sözü verenin borcunu ödeme güçsüzlüğü belirlenir veya iflasına karar verilirse, ifa yükümlülüğü ortadan kalkar.

Kanun maddesinden de anlaşılacağı üzere, bağışlanan bir taşınmazla ilgili, taahhüt edilen yüklemenin yerine getirilmemesi durumunda, bağışlayan kişi, bağışladığı taşınmazını geri alabilir.

Bunun için taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde bir dava açılması gerekmektedr..